mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2018

Tükenmiş Olabilirsiniz!


Tükenmişlik Sendromu  (Burnout Syndrome)

Hepimizin hayatına Meryem Uzerli’nin ‘’Tükendim, bıktım, yapamıyorum..’’ feryadıyla giren bir terim tükenmişlik sendromu (çok şükür ki konu gündeme geldi😊)Tükenmişlik sendromunun terim olarak hayatımıza girmesiyle beraber, insanlar rutinlerini, yaptıkları işleri gözden geçirmeye başladılar, hatta bazıları hayatlarını tekrar sorgulama aşamasında… Yaşadıkları huzursuzluk, mutsuzluk, çaresizlik, bıkkınlık duygularını tükenmişlik sendromunun belirtisi olarak gördüler… Hepimizin dilinde ‘’Acaba ben de tükendim mi?’’, ‘’Tükenmiş hissediyorum ama beni bu kadar tüketen faktörler nedir?’’,‘ ’Peki tükendiysem kendimi nasıl yenileyebilirim?’’ soruları…




Nedir Bu Tükenmişlik Sendromu?









Tükenmişlik sendromunu özel hayatta ve iş hayatında başarısız olma, kendini yetersiz hissetme, özgüvenin azalması, konsantrasyon problemleri, düşük enerji, hayallerin ve gerçekleşenlerin uyuşmaması sonucu biz insanların iç dünyasında var olan baş etme kaynaklarında tükenme şeklinde tanımlayabiliriz.

Yapılan araştırmalara göre tükenmişlik sendromunun temelini daha çok iş ve iş hayatı dinamikleri oluşturmaktadır. Ve bu sendrom birçok meslek grubunda görülebilir. Genellikle de çok başarılı olmak adına yoğun çalışan ve kendi sorumluluk, görev kapsamından fazlasını yapan / yapmaya çalışan kişilerde görülür. Benim en çok gözlemlediğim (tükendiğini en çok dile getirenler) öğretmenler, bankacılar, danışmanlar (özellikle big 4dakiler) ve iş sahipleri.

İş hayatındaki yönetimsel problemler, iş verenin aşırı talepkarlığı, ekonomik sıkıntılar, işyeri şartlarındaki olumsuzluklar, insanlarla yoğun iş ilişkisi, mobbing, yönetim baskısı, çalışanlar arası çıkar çatışmaları, performans düşüklüğü ve verimsizliğe sebep olmaktadır. Bu durumla beraber, birlikte çalıştığı kişilere karşı katı, mutsuz, alaycı, onlardan uzaklaşan, işyerinde düşük motivasyon, isteksiz bir tavır sergileme; fiziksel olarak ise uyku bozuklukları, solunum problemleri, deri şikayetleri, uyuşukluk ve kronik baş ağrıları başlayabilir ve tükenmişlik böylece kaçınılmaz bir hal alır.

Tükenmiş Olabilirsiniz!

  • İşinize karşı ilginizi yitirdiniz mi?
  • İşinizle ilgili kontrol problemi yaşıyor musunuz?
  • İş yerinizde rahatsız edici ilişkiler mevcut mu? (mobbing, baskıcı tutumlar vb.)
  • İş yerinde gereğinden fazla eleştirel tutumlar sergiliyor musunuz?
  • Kendinizi çevrenize karşı izole ediyor musunuz?
  • Rahatlık verici madde kullanımında artış oldu mu? ( sigara, alkol  gibi)
  • Sık olarak baş ağrısı ve mide problemleri yaşıyor musunuz?
  • Kendinizi yorgun, bitkin ve mutsuz hissediyor musunuz?
  • Esnekliğinizi kaybettiğinizi, geçmişe göre daha sert olduğunuzu düşünüyor musunuz?
  • Öfke kontrolü problemi yaşıyor musunuz?
  • Uyku problemi yaşıyor musunuz?


İşten ayrılmaya bile sebep olabilen tükenmişlik, kişi ve şirket açısından ağır ve ciddi sonuçları beraberinde getireceği için yönetilmesi gereken bir durumdur. Yukarıdaki sorulara verdiğiniz cevapların çoğu “evet” ise, tükendiğinizi düşünüyorsanız, işiniz, yöneticiniz ve çalışanlarınız ile ilgili sıkıntılarınız sürekli bir hal almış ise bir uzmandan (psikolog, psikoterapist,psikiyatrist) destek almanızda fayda olabilir.







27 Şubat 2018

Tüm Kötülüklerin Anası: Stres - 1

Stres; fiziksel ve ruhsal tehdit, zorlanma sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Tehdit karşısında ortaya çıkan stres durumunda insanlarda hem fiziksel, hem psikolojik düzeyde çeşitli olaylar meydana gelmektedir.

Stres halinde gerçekleşen fiziksel ve psikolojik olaylara; solunumun hızlanması, kan basıncının artması, göz bebeklerinin büyümesi, bireysel farklılıklara bağlı değişkenlik gösteren olaylar örnek olarak gösterilebilir. Bu olaylar gündelik yaşamda farkında olmadığımız zamanlarda; işe geç kalma, yanlışlıkla yapılan sosyal medyada beğenmeleri, kendini ifade etme konusunda yanlış anlaşılmalar, hatalı mail göndermeler, trafikte kalmak veya arkadaşlarla olan randevuya geç kalma gibi durumlarda da gerçekleşebilmektedir.

Stres verici olayların etkisi her insan için farklı olabilir; karşılaşılan durumlara verilen tepkilerde insanların uyum yeteneği ile kişisel enerjisindeki farklılıklar ve olaylara karşı algısı etkili olmaktadır.
İş hayatında yaşanılan stres ise dolaylı ve doğrudan olarak, sağlığımızı ve iş-hayat dengemizi büyük ölçüde etkiler. Freud ‘un ‘’İnsan sağlığını koruyan iki faktör vardır, işini sevmesi ve hayatı sevmesi.’’ sözü de yukarıda bahsettiğimiz stresin fiziksel ve psikolojik etkilerini destekler niteliktedir.

Stresin insanın iş yaşantısında davranışsal belirtilerini;

  • Karar vermede güçlük,
  • Yönetici ve üçüncü şahıslar ile sürekli çatışma,
  • İş hayatında yetersizlik, kendine güvensizlik ve yaşadığı başarısızlıkları odak noktasından çıkaramamak,
  • Risk almaya karşı kendini geri planda tutmak,
  • Uygun olmayan zamanlarda yaşanılan öfke patlamaları,
  • Aşırı titiz ve gerektiğinden fazla çalışmak,
  • İş arkadaşları ile etkili iletişim kuramamak,
  • Uyku bozuklukları,
  • Sıkça rol belirsizliği hissetmek şeklinde sıralayabiliriz.


Birçok yerde yayınlanan, rahatlıkla uygulayabileceğiniz “strese dayanıklılık ölçeği”ni aşağıda paylaşıyorum. Uygularken mevcutta, şu andaki durumumuzu göz önünde bulundurarak değerlendiriyoruz:

Her soru için aşağıdaki puanları veriyoruz:

Her zaman - 1
Çok sık - 2
Sık - 3
Bazen - 4
Hiçbir zaman - 5


  1. Boyuma uygun kilodayım
  2. Sağlığım iyi (görme, işitme, dişleri kapsayacak şekilde)
  3. Haftada en az dört gece 5-8 saat uyurum
  4. Günde en az bir kez sıcak yemek yerim
  5. Haftada en az iki kez terleyecek kadar spor yaparım
  6. Gün içinde dinlenmek için kendime zaman ayırırım
  7. Zamanı iyi kullanabilirim
  8. Hafta da en az bir kez eğlenmek için bir şey yaparım
  9. Temel harcamalarımı karşılayacak gelirim vardır
  10. Dinsel inançlarım bana güç verir
  11. Düzenli sosyal faaliyetlere katılırım
  12. Çok sayıda tanıdığım ve arkadaşım vardır
  13. Şahsi konularda güvenebileceğim arkadaşlarım vardır
  14. Ailemle veya birlikte yaşadığım insanlarla sorunlarımızı sık sık konuşuruz
  15. 50 km içinde güvenebileceğim bir yakınım vardır
  16. Sevgimi, duygularımı insanlarla paylaşırım
  17. Sıkıntılı, sinirli olduğumda duygularım hakkında kolaylıkla konuşurum veya rahatlama yolu bulurum
  18. Hiç içmem veya içtiğim sigara günde yarım paketi geçmez
  19. Hiç içmem veya içtiğim içki haftada beş kadehi geçmez
  20. İçtiğim çay, kola, kahve günde üç fincanı geçmez
Toplam puandan 20'yi çıkarınız.

30-60 arası: Stresten zarar görme 1 yıl içinde %10'dur.

61-75 arası: Stresten ciddi zarar görme 1 yıl içinde %40'tır.

76'nın üstü: Stresten çok zarar görme 1 yıl içinde %80'dir.


Yaşanılan bu durumlarda genellikle düzenli beslenme, uyku düzeni, kendinize zaman ayırma şeklinde çevremizdekiler tavsiyede bulunurlar. Maalesef günümüz koşullarında, bu önerilerin stres yönetiminde çok etkisi olamayabiliyor; ya stresimizi iyi yöneteceğiz, ya da strese dayanıklılığımızı artıracağız – stres ile mutualist bir yaşam sürdürmenin yollarını bulabiliriz. Bununla ilgili çok beğendiğim bir TED videosunu da paylaşmak isterim:


Strese dayanıklılık ve stres yönetimi konularında sıkıntı yaşıyorsak, bir uzmana (psikolog, psikiyatrist veya terapist) görünmemizde fayda vardır.


25 Aralık 2015

Mutlu insanların aileleri

Yapılan bir araştırmaya göre, çocukluk çağında aileleri tarafından daha çok ilgi, şefkat ve psikolojik olarak daha az baskı görmüş olan kişiler hayatlarında daha mutlu ve tatmin oluyorlar.

İngiltere'de 1946 yılından bu yana doğumu itibariyle tam 5,362 kişi takip edilmiş ve zihinsel anlamda huzur / mutlulukları ölçümlenmiş. Araştırmacılardan Dr. Mai Stafford, çocukluğunda aileleri tarafından sıcaklık ve sorumluluk görmüş olanların diğerlerine göre daha tatmin, huzurlu ve mutlu olduklarını belirtiyor. Psikolojik baskı / kontrol görmüşlerin ise tam tersine daha az tatmin ve mutlu olduklarını ekliyor. Bu psikolojik baskı, çocuğun kendi kararlarını vermesine izin vermeme, özeline müdahil olma gibi örnekler ile açıklanabilir.

Aileden alınan eğitimin önemini tekrar tekrar görüyoruz. Ailesinden sıcaklık, şefkat, ilgi görmeden büyüyen o kadar çok çocuk var ki..Ailesinden şiddet gören çocuk oranındaki artışları, çocuk esirgeme kurumlarını görünce, ileride toplumda yaşanacak sorunları, biz psikologların karşılaşacakları vakaları düşünüyorum maalesef. Aile gerçekten de en önemli ve en çok yatırım yapılması gereken kurum.

Tükenmiş Olabilirsiniz!

Tükenmişlik Sendromu   (Burnout Syndrome) Hepimizin hayatına Meryem Uzerli’nin ‘’Tükendim, bıktım, yapamıyorum..’’ feryadıyla giren bi...